Güzel günler göreceğiz, çünkü yolun sonu göründü | Yeni Bizim Adana Gazetesi Web Sitesi

SON DAKİKA

Güzel günler göreceğiz, çünkü yolun sonu göründü

Bu haber 21 Nisan 2020 - 16:29 'de eklendi ve 15 views kez görüntülendi.

Acaba en büyük acıları bir gün unutacak mıyız, yoksa olur olmaz bir zamanda hatırlayıp kıyısından mı geçeceğiz? Bir salgın kasıp kavuruyor dört bir yanımızı… Bilim insanları, süre veremiyor. Ne zamana kadar gidecek, ne kadar sürecek bilen yok!

**

Daha büyük bir işsizlik ve yoksulluk bekliyor ülkemizi ve çok yeri… Zaten işsizlik var ama bu kez dalga dalga gelecek. Şimdi her şeyi unutup yapmamız gerekenleri mi düşünmeli, her şeye yeniden başlayabilmek için çareler mi aramalı?

**

Elbette olması gereken birlik, beraberlik, daha çok kenetlenmek, birlikte mücadele etmek… Oysa milletin can derdine düştüğü bir ülkede sen yoksula uzanacak yardım elini kesiyorsan, bu birlik ve beraberlik nasıl olacak?

**

Ne yaparsınız yapın olacak işte. Öyle ya da böyle olacak! Yok başka çaresi çünkü. Sen yoksula yardım edemezsin, halka ücretsiz ekmek dağıtamazsın, aşevinin hesabını bloke ederler, sen yandaş değilsen kimseye yanaşamazsın.

**

Öyle bir mantık ki, “Yoksulu ben belirlerim. Kimin yoksul olup olmadığına ben karar veririm. Benim belirlediğim isimler dışında kimseye bir lokma ekmek, bir tas çorba veremezsin. Benim cemaatlerim, tarikatlarım bile yardım eder, bağış toplar ama sen devletin resmi kurumu olan belediye olarak hiçbir şey yapamazsın, yaptırmam. Hastane kurarsın mühürlerim. Gıda dağıtırsın soruşturma açarım.”

**

En kara günde bile nedir Allah aşkına suçlamalar, engelleme, hakaretler… Sahi bu ülkeyi kim yönetiyor? Neden her beceriksizlikte bir suçlu aranıyor, ille de muhalefet cephesine fatura çıkarılıyor. Daha geçmişin yaraları bile sarılmadı ki…

**

Bir roman, acı sonla biten bir film gibi yaşadıklarımız. Acaba hangi ülkeydi iş cinayetlerinin ardı arkası kesilmeyen, bu cinayetlerde Avrupa birincisi, dünya üçüncüsü olan… Acaba hangi ülkeydi bir günde 301 kişinin can çekişerek ama güzel öldüğü ülke…

**

Acaba hangi ölüm güzeldir? Acaba hangi ülkeydi en demokratik hak için sokağa çıktığında kurşunlanan, biber gazı sıkılan, tazyikli suyla püskürtülen. Bir yanda hak arayanlara tazyikle su, gaz, cop, bomba, öte yanda Kutlu Doğum Haftası kutlayanların üzerine aynı TOMA’dan gül suyu sıkılması…

**

Camiler de vaaz arası mitinge cemaatin davet edildiği bir ülke… Çocuk kütüphanelerin mescide çevrilmesi…  Yoksulluk ve çaresizlik yüzünden cemaat yurtlarına teslim ettikleri çocuklarının küllerini teslim alan anaların, babaların yaşadığı ülke acaba hangi ülkeydi?
***
Dağı taşı talan edilen, gölleri kuruyan, bütün akarsuları üzerine HES’ler kurulan, GDO’lu, hileli, yediği içtiği zehir olan bir halk acaba hangi ülkede yaşıyordu? Katledilen, yaşamları karartılan kadınlar, çocuklar… İsimleri yan yana yazılsa ciltlere sığmaz oysa. Nehirlere dökülen mülteciler, kıyıya vuran çocuklar, KHK ile paramparça edilen yaşamlar, ülkenin dört bir yanına bayrak bayrak gelen tabutlar… ve O KHK’lıların kim bilir kaç tanesi onulmaz hastalıklara yakalandı, kaçı Meriç nehrinde can verdi, kaçı canına kıydı?

**

Atanamayan öğretmenler, yaşamı bir drama dönenler ve bir yanda her şeye rağmen kenetlenmeye çalışan bir halk, kendi yarasını kendi sarmaya hazır bir ulus, diğer yanda ise hala inadına ayrıştırmak, zihinlerde toplumu kutuplaştırmak isteyen ama iflas etmiş, çürümüş, çökmüş bir zihniyet!

**

Acaba anladılar mı artık aklın ve bilimin önemini. Tohumun toprağın değerini, AVM’lerin, HES’lerin, betonun, yağmanın insan ve toplum hayatına zerre kadar faydası olmadığını. Onlar anlamazlar ve onlardan anlayış beklenmez. Anlasalardı salgın sürecinde maskeli ihaleler yapmaz, Kanal İstanbul derdine düşmezler, Salda gölüne iş makineleriyle dalmazlardı. Katili, sapığı, uyuşturucu tacirini, tacizciyi, çeteyi salıvermezlerdi. Gazetecileri terör suçlusu gibi görmezlerdi.

*

Oysa artık bir gerçek var; Hurafeden beslenip her felaketi imtihan sayamayacaklar artık.  İşte bunun için yolun sonu göründü. Evet, salgın belasını birlikte yeneceğiz ve birlikte özlediğimiz o aydınlık geleceği hep birlikte inşa edeceğiz.  Tıpkı Nazım ustanın o güzel şiirindeki gibi: Güzel günler göreceğiz!

Murat Yildiz
Murat Yildizmuratyildiz_0101@hotmail.com