“Yaşam boyu öğrenme bilinci kazandırmalıyız” | Yeni Bizim Adana Gazetesi Web Sitesi
SON DAKİKA
http://evdekal.adana.bel.tr/saglik/covid-19-nedir

“Yaşam boyu öğrenme bilinci kazandırmalıyız”

Bu haber 15 Nisan 2021 - 15:13 'de eklendi ve 21 views kez görüntülendi.

Çukurova Üniversitesini ileri teknoloji üreten ve geliştiren bir kurum haline getirirken, bölgemizin sosyo-kültürel zenginliğini sosyal bilimler alanındaki çalışmalarla toplumsal faydaya dönüştürmek üniversitenin öncelikli hedefi olduğunu belirten Çukurova Üniversitesi Rektörü , tüm bu hedefler için en temel konu başarılı akademisyenleri bünyelerine dahil etmek olduğunu belirtti.

Çukurova Üniversitesi Rektörü Prof. Meryem Tuncel’ ziyaret ettik. Gazetemize açıklamalarda bulunan Rektör Prof. Tuncel, “Amacımız, yenilikçi, girişimci, üretken, sorgulayan bir öğrenci profili yaratmak. Öğrencilerin donanımlarını arttırmaları, ilave yetenekler kazanmaları ve bunları da klasik öğrenci-eğitici etkileşimiyle değil de daha çok kendi kendilerine yetiştirerek yapmalarının teşvik etmemiz öğretmemiz, kısaca öğrencilerimize yaşam boyu öğrenme bilincini kazandırmalıyız” dedi.

Kendi ifadelerinizle sizi biraz tanıyabilir miyiz?

Çukurova Üniversitemizin 7’inci, kadın olarak da ilk Rektörüyüm. Böbrek hastalıkları ve yüksek tansiyon alanında profesörüm. Eskiden Adana’ya bağlı olan Osmaniye’nin Kadirli İlçesinde doğdum. Kuşaklar boyu eğitime çok önem veren bir aile ortamında büyüdüm.  İlk, orta ve lise eğitimimi Kadirli’de tamamladım ve çocukluk hayalim olan doktorluğa Çukurova Üniversitesi Tıp Fakültesini kazanarak adım attım. İhtisaslarımı ABD’de yaptım ve ABD’de çok uzun yıllara dayanan bir akademik kariyerim oldu.

Son olarak TeksasTech Üniversitesi Tıp Fakültesi Nefroloji Anabilim Dalı Başkanlığını yürüttüm, farklı ödüller de aldığım bu verimli dönemden sonra, geçtiğimiz Ağustos ayında sayın cumhurbaşkanımızın tensipleri ile mezunu olduğum Çukurova üniversitesine rektör olarak atandım ve ülkeme hizmet etmek için Türkiye’ye döndüm. Bir canım oğlum var, o da tıp fakültesi öğrencisi.

Sizce Adana nasıl daha tanınır bir hale getirilir?

Adana’nın insanını, doğasını, mutfağını ve köklü bir üniversiteye sahip olma özelliğini ön plana çıkarmamız lazım. Adana insanı gerçekten sıcakkanlı, misafirperver ve hepsinden önemlisi hoşgörülü. Gerçekten sokağa çıktığınızda çok farklı düşüncede ve hayat tarzında olan herkes bir arada sorunsuz bir şekilde yaşıyor, bu çok önemli, toplumsal hoşgörünün önemli bir örneğidir Adana.

İşte bu zenginlik ve hoşgörü sayesinde buradan birçok başarılı sanatçı, bilim insanı ve iş insanı çıkmıştır. Bu güzel şehrimiz bulunduğu konum itibariyle dağ, nehir, ova ve denizi olan olağanüstü bir coğrafyaya sahip, yazın birkaç ay sıcak ama yılın büyük bir bölümünü konforlu bir şekilde geçiriyoruz.  Çevremizde çok güzel yerlerimiz ve zengin bir kültürümüz var. Bu zenginliğe verimli topraklar eklenince her ürünün yetiştiği Çukurova, bu kez bir gastronomi merkezi olarak karşımıza çıkıyor. İnsan zenginliğimiz ve ürün çeşitliliğimiz müthiş bir mutfak yaratmış, uzun yıllar yurtdışında yaşamış biri olarak bunun kıymetini bilip hak ettiği değeri vermemiz gerektiğini düşünüyorum.

Son olarak üniversitemiz de Adana’ya mâl olmuş önemli bir değer, üniversite Adana’yı geliştirmiş Adana da üniversiteyi. Yurtiçi ve yurtdışında şehrimizi ve üniversitemizi bir arada tanıtmamız gerekiyor, çünkü gerek akademik olarak gerekse eğitim olarak ne kadar iyi olursanız olun öğrenci tercihlerinde üniversitenin bulunduğu şehir çok büyük rol oynuyor. Tabi bunun yanında üniversitemizin akademik başarılarını da mutlaka daha fazla tanıtmamız gerekiyor. Adana’nın belki birçok farklı tanıtılacak yönü var ama aklıma ilk gelenler bunlar.

Çukurova üniversitesi şu an Türkiye’de kaçıncı sırada, dünyada kaçıncı sırada?

Üniversitemiz Yükseköğretim Kurulu’nun “Misyon Farklılaşması ve İhtisaslaşma Projesi” kapsamında aday araştırma üniversitesi ve uluslararasılaşmada belirlenen pilot devlet üniversitelerinin içerisindedir. Ayrıca, Türkiye’nin en iyi 15 devlet üniversitesi ve dünyadaki en iyi 1000 üniversite arasında yer almaktadır. Uluslararasılaşma olmadan araştırma ve geliştirme faaliyetlerinizde yeni ufuklar açma şansınız yok, üniversitemizin sloganı bölgeden dünyaya açılan kapı. Bu kapıyı her zaman açık tutacağız. Hedefimiz Türkiye’de ilk 5, dünyada ise en iyi ilk 500 üniversite arasında girebilmek. Bu anlamda elimizden gelen gayreti gösteriyoruz.

Pandemi özellikle eğitim açısından nasıl etkiledi?

Gerçekten hepimiz için zor bir süreç, bir yandan öğrencilerin mağduriyet yaşamamasını sağlarken aynı zamanda eğitim kalitesinden ve standartlarından ödün vermememiz gerekiyor. Verdiğimiz diplomanın gereklerini yerine getirmiş donanımlı mezunlar ile bu dönemde de üniversitemizin marka değerini korumalıyız. Bu bağlamda senatomuzda aldığımız karar ile uygulamalı derslerin gerekli önlemleri almak koşuluyla yüzyüze yapılmasına imkan verdik. Zaten Tıp ve Diş Hekimliği Fakültelerimizde üst sınıflar yüzyüze eğitim yapıyorlar. Öğrencilerimize belirli koşullarda mazeret sınav hakkı veriyoruz, derslerimiz çevrimiçi olarak devam ediyor aynı zamanda tekrar dersi dinleme şansı veriyoruz, ders materyalleri elektronik olarak paylaşılıyor. İmkânı olmayan öğrencilerimize kampüsümüz her zaman açık ihtiyaç duydukları altyapıyı sağlıyoruz. Tüm bunların yanında en büyük arzumuz Eylül Ayı ile birlikte yüzyüze eğitime dönmek.

Çukurova Üniversitesi için hedefiniz nedir?

Çukurova Üniversitesini ileri teknoloji üreten ve geliştiren bir kurum haline getirirken, bölgemizin sosyo-kültürel zenginliğini sosyal bilimler alanındaki çalışmalarla toplumsal faydaya dönüştürmek üniversitemizin öncelikli hedefidir.

Tabi, tüm bu hedeflerimiz için en temel konu başarılı akademisyenleri bünyemize dahil etmek olacak. Üstün yetenekli genç araştırmacılarla kadromuzu genişletmek konusunda istekliyiz. Üniversitemize alınacak her bir akademik kadronun Çukurova Üniversitesinin gelecekteki yerini şekillendireceğini biliyoruz.

Öğrencilerimiz için de birkaç şey söylemek istiyorum. Amacımız, yenilikçi, girişimci, üretken, sorgulayan bir öğrenci profili yaratmak. Öğrencilerin donanımlarını arttırmaları, ilave yetenekler kazanmaları ve bunları da klasik öğrenci-eğitici etkileşimiyle değil de daha çok kendi kendilerine yetiştirerek yapmalarının teşvik etmemiz öğretmemiz, kısaca öğrencilerimize yaşam boyu öğrenme bilincini kazandırmalıyız.