SEVGİLİLER GÜNÜ | Yeni Bizim Adana Gazetesi Web Sitesi
SON DAKİKA
http://evdekal.adana.bel.tr/saglik/covid-19-nedir

SEVGİLİLER GÜNÜ

Bu haber 11 Şubat 2021 - 15:12 'de eklendi ve 15 views kez görüntülendi.

İnsanın hayatında bazı özel günler vardır. Doğum günü; tanışma, söz- nişan, evlilik yıl dönümleri gibi… Hepimiz bu önemli günlerde aranmaktan, hediyeleşmekten mutluluk duyarız. Sevmek, sevilmek, sevildiğini hissetmek çok güzeldir. 

Gelelim “14 Şubat Sevgililer Günü”ne… Ülkemizde yakın zamanlarda kutlamaya başladığımız ancak en çok benimsenmiş günlerden biri olmuş.  Araştırmalarıma göre Sevgiler Günü’nün başlangıç tarihi eski Roma İmparatorluğu zamanına uzanıyormuş. Eski Roma’da 14 Şubat günü bütün Roma halkı için önemli bir günmüş. Çünkü bu günde Roma tanrı ve tanrıçalarının kraliçesi olan Juno’ya duyulan saygıdan ötürü tatil yapılırmış. Juno ayrıca Roma halkı tarafından kadınlık ve evlilik tanrıçası olarak da biliniyormuş. Bu günü takip eden 15 Şubat gününde ise Lupercalia Bayramı başlıyormuş. Bu bayram, halkın genç nüfusu için büyük önem taşıyormuş. Bunun nedeni ise yaşantıları kesin kurallar ile sınırlandırılmış, bunun doğal sonucu olarak bir birliktelik yaşama şansı olmayan bu gençler; sadece bu bayram süresince bile olsa birbirlerinin eşi oluyorlarmış.

Hangi genç bayanın hangi genç erkek ile bir çift oluşturacağı eski bir gelenek olan ve Lupercalia Bayramı’nın arife günü yapılan bir çekiliş ile belli oluyormuş. Romalı genç kızlar, isimlerini küçük kâğıt parçalarının üzerine yazıp bir kavanoza koyuyorlarmış. Erkekler ise kavanozdan bu kâğıtları çekerek üzerinde hangi kızın ismi yazıyorsa o kızla bayram eğlenceleri boyunca beraber oluyorlarmış. Birbirine âşık olan çiftler için bayram süresinin dışına taşan bu birliktelikler genellikle evlilikle sonlanıyormuş. İmparator 2. Claudius, Roma’yı kendi katı kuralları ile zalimce yöneten bir hükümdarmış. Onun için en büyük problem, ordusunda savaşacak asker bulamamakmış. Ona göre bu durumun tek sebebi Romalı erkeklerin aşklarını ve ailelerini bırakmak istememeleriymiş. İşte bu yüzden, Roma’daki tüm nişan ve evlilikleri kaldırmış.

 Aziz Valentine de Claudius’un hükümdarlığı zamanında Roma’da yaşayan bir papazmış. Kendisi gibi papaz olan Aziz Marius ile birlikte Claudius’un yasağına rağmen gizlice çiftleri evlendirmeye devam etmiş.  Ancak İmparator bu durumu bir süre sonra öğrenmiş.

O tarihte hapishaneyi korumakla görevli gardiyanın kız kardeşi Julia’nın gözleri doğuştan görmüyormuş. Gardiyan, Valentinus’un anlattığı İsa ilgili öykülerin arasında körlerin gözlerinin açıldığını öğrenince, kardeşini gizlice Valentinus’un yanına getirmiş. Julia çok güzel ve zeki bir kızmış. Günlerce beraber olmuşlar, Valentinus ona Roma tarihini, aritmetiği ve Tanrı’ya yönelmeyi öğretmiş. Julia da dünyayı Valentinus’un anlattıklarıyla öğrenmiş, aydınlanmış. “Valentinus, Tanrı gerçekten dualarımızı duyar mı?” diye sorunca ondan “Evet.” cevabını almış. “Her sabah ve her gece görebilmek için dua ediyorum. Senin bana anlattıklarını görmeyi çok istiyorum.” demiş Julia… Beraberce duaya başlamışlar. Birden hücrenin içi altın renkli bir ışıkla aydınlanmış ve Julia “Valentinus,  görüyorum.” diye haykırmış.

 Aziz Valentine, insanları evlendirmeye devam ettiği için Julia’nın gözlerinin açıldığının ertesi günü tutuklanmış ve yaptıklarının cezası olarak sopa ile dövülerek öldürülmüş.Aziz,Julia’ya son bir not yazmış. Tanrı’ya hep yakın olmasını öğütlemiş ve notun altını “Senin Valentine’nin” diye imzalamış. Mektup, ertesi gün 14 Şubat 270’te Julia’ya ulaşmış. Julia, Aziz Valentine’in mezarının yanına pembe çiçekler açan bir badem ağacı dikmiş. Valentine’in ölüm günü de böylece “Sevgililer Günü” olmuş. Günümüzde sevginin ve dostluğun simgesinin badem ağacı olmasının buradan kaynaklandığı söylenmektedir. O gün bugündür her yılın 14 Şubat’ı “Sevgililer Günü” olarak kutlanmaya başlamış. Romalılarla Aziz Valentine ile hiçbir bağlantımızın olmadığı da apaçıktır. Yani bizim geçmişimizle, dinimizle asla ilgisi olmayan bir gündür.

Bu özel diye nitelendirilen günler zaten yoksulluk nedeniyle sıkıntılar yaşayan insanlar için bazen yıkıma kadar gitmektedir. Maddi durumu olan da olmayan da tek taş diye tutturmakta, başkalarının eşlerine aldıkları hediyeler emsal gösterilmektedir. Özel günlerde alınan hediyelerin pahalılığı, sevginin derecesiyle ölçülmeye başlanmıştır. Hediyelerin pahalı oluşu, sevginin derecesini asla göstermez. İnsanların bütçelerini bu kadar zorlamalarını şahsen doğru bulmuyorum. “Seven sevdiğine sevdiğini söylesin.” diyor Peygamberimiz Hz. Muhammet… Seviyorsak sevgimizi söylemenin günü yoktur elbette.

Yine peygamber efendimiz “Hediyeleşin ki birbirinize olan sevginiz artsın.” demiştir. Hediyeleşmek güzeldir ama bunu bir güne ipoteklemek hoş değildir. O günlerde kuyumculara, çikolatacılara ve çiçekçilere koşmak mecburiyet olmamalıdır. Maaş veya ikramiye aldığınızda annenize, eşinize, sevgilinize ihtiyacı olan bir eşyayı almanız, bir demet kır çiçeği götürmeniz hoş bir davranıştır. Ancak hediye vermenin de incelikleri vardır. Başına çarpar gibi verilen hediyenin fiyatı ne kadar yüksek olursa olsun kıymeti yoktur. Hediye verilirken sarılmak, öpmek sevginizi gösterecek davranışlarda bulunmak çok güzeldir. Bunun için yılda bir gün kutlanan günleri beklemeyiniz. Seviyorsanız sevdiğinizi, özlüyorsanız özlediğinizi hemen söyleyiniz.

 

Harika Ufuk
Harika Ufukharikaufuk@hotmail.com