CİNSİYETÇİ YAKLAŞMAK | Yeni Bizim Adana Gazetesi Web Sitesi
SON DAKİKA
http://evdekal.adana.bel.tr/saglik/covid-19-nedir

CİNSİYETÇİ YAKLAŞMAK

Bu haber 29 Temmuz 2021 - 13:34 'de eklendi ve 14 views kez görüntülendi.

İçinde bulunduğumuz dünyada kadın ve erkek iç içe yaşıyoruz. Birlikte yaşarken cinsiyetlerimize göre ayrıştırıyoruz kendimizi ya da ayrıştırılıyoruz. İçinde bulunduğumuz sosyal çevre bu konudaki tutumları büyük ölçüde etkilemektedir.

Bazı cinsiyetlere çok özelmiş gibi davranıyoruz. Bazıları için kadın olmak ayrıcalıkken, bazıları için erkek olmak ayrıcalık olarak görülmekte. Peki, biz bu kadar ayrıştırırken nasıl adil bir toplum bekliyoruz? Adalet kavramı insanlarla sohbet ettiğinizde en sık duyduklarınız arasındadır. Peki, ama neden adalet bu kadar önemliyken bizler adil davranamıyoruz?

Kültür, değerler, sosyal statü ve sosyal çevre bu kavrama nasıl baktığımızı etkilemektedir. Değersizleştirilen kadın için erkek olmak ayrıcalık gibi gelmektedir. Çünkü ailede erkek olan bireyin ayrıcalıkları bulunmaktadır. Bu ayrıcalıklar kapsamında evdeki tüm kadınlar evin erkeklerini memnun etme çabasındadır. Bu çabanın içinde olan kadın kendini değersiz hissetmektedir. Bu kadınlar anne oldukları zaman ya özgür, haklarını arayan kızları olsun isterler ya da kendileri gibi boyun eğen kızları olsun isterler.

Bir zamanlar bir anne ve oğlu ile yolum kesişmişti. Anne oğlunu severken “Çiçeğim, peteğim…” gibi ifadeler kullanıyordu. Kızı olmasını istemiş. Hatta o kadar istemiş ki kız ismi ile oğluna sesleniyormuş. Muhtemelen bu kadın için kız ya da kadın olmak ayrıcalık. Bu çok uç olan örneğe her an her yerde rastlamak pek mümkün olmayabilir.

Birçok söylemimizde cinsiyetçi yaklaşıyoruz. Çevremize de çocuklarımıza da! “Kız gibi ağlama!” en bilindik ifadelerdendir. Bunu duyarak yetişen bir erkek kızların zayıf, çok ağlayan canlılar olduğunu düşünüyor. Hâlbuki ağlamak insani bir duygudur. Sadece kızlar ağlamazlar. “Elinin hamuru ile erkek işine karışma!” sözünü de hatırlayabildiniz mi? Sen zayıfsın, senin işin mutfakta olmak ve ev işlerini yapmak. Bir erkek kadar zeki değilsin, onun için erkeklerin işlerine karışmamalısın. Çocuklarınızı bu mesajlar ile yetiştirmeyin.

Kadın ya da erkek eşittir ya da eşit değildir gibi bir tartışma platformu içinde yarışmaya gerek yok. Kadın ve erkek birbirini tamamlar ve birlikte daha güçlüdürler. “Bir elin nesi var, iki elin sesi var.” sözleri ile yetiştirmeli ve birlikten kuvvet doğduğunu göstermeliyiz.

Yakın zamanda ailece bir geziye çıktık. Uzun süre araba kullanılması gereken bir yolculuktu. Varış noktamıza geldiğimizde herkes eşime “sen çok yorulmuşsundur, bu kadar yol geldin.” dediler. Eşim de “Hayır, ben yorulmadım, ben uyudum Seda kullandı.” dedi. Bulunduğumuz çağda, bulunduğumuz yüzyılda insanlar buna şaşırdılar. Sebebi çok basit… Çünkü uzun yolda araba kullanmak erkek işi olarak zihinlerimize yerleştirilmiş. Aksi bir durum ile karşılaşınca afallıyoruz.

Bu köşede her zaman var olacak çocuklar ile ilgili yazılardan bir tanesi de bu yazıdır. Buraya kadar okuyup “Çocuk ile ilgili ne var ki burada?” demiş olabilirsiniz. Öğrenilmiş davranışlar değiştirilebilir, geliştirilebilir. Bu ayrımcılıkları çocuklarımıza yapmamaya özen göstermeli, bu konu da öncelikle kendi farkındalığımızı arttırmalıyız. Kız çocuklarına da erkek çocuklarına ayrıştırıcı değil, birleştirici bir tutumla yaklaşmalıyız. “Sen erkeksin, erkekler bebekler ile oynamaz!” cümlesinin yerine “ Bebek ile oynamak mı istedin?” cümlesi gelmelidir. Yargılayan, eleştiren ve diğer cinsi değersizleştiren söylemler ile sadece çocuklarımız ayrıştırırız. Onlardan adil olmalarını bekleyemeyiz. Adalet her yerde olmalıdır. Ebeveyn olarak sözlerimizle, davranışlarımızla da desteklemeliyiz.

Daha adil ve daha eşitlikçi bir dünya bizim elimizde. Hani “İyilik bul iyilik yap” isimli bir filmde olduğu gibi, sen adil olmaya başlayacaksın ki diğer insanlara da bunu yapmaları için vesile olabilesin. Bütün bunları öğretmek bizim elimizde. Güç sizde!

 

SEDA KARAsedakara01@yahoo.com.tr