ANNE OLMAK (OLAMAMAK) ANNE YOKSUNLUĞU | Yeni Bizim Adana Gazetesi Web Sitesi
SON DAKİKA

ANNE OLMAK (OLAMAMAK) ANNE YOKSUNLUĞU

Bu haber 09 Mayıs 2022 - 15:47 'de eklendi ve 68 views kez görüntülendi.

Doğurup, büyüten, çocukları uğruna canını vermeye hazır annelerimiz’ diye başlayan klasik cümleler, yetmez anneliğin gerçek anlamını ifade etmeye. Daha doğmadan anne ve çocuk arasında başlayan ilişkiyi anlatmaya yetmez hiçbir kitap, hiçbir bilim.

Ne psikoloji, ne sosyoloji ve ne biyoloji bitiremedi tanımlamalarını.

Bir kız çocuğu doğduğu andan itibaren yaşamı ve kendisini nasıl algılar sorusu, psikoloji biliminin de geçmişten günümüze yanıtlarını değiştirdiği karmakarışık bir soru. İnsan yaşadığı toplumdan ve zamandan bağımsız olmadığına göre, duyguları, algıları ve düşüncelerinin de değişken olması kaçınılmaz. Kadının biyolojik olarak bir canlıyı içinde taşıma ve onu dünyaya getirmeye uygun olması, anneliğin içgüdüsel olduğu anlamına gelir mi?  İlk insan için annelik bugünkü anlamıyla bir kutsallık taşır mıydı peki? Ne oldu da bir dönem bebeklerini emzirmeyi istemeyen kadınlar, emzirme olmazsa olmaz diyen annelere dönüştü. Annelik şimdi daha mı içgüdüsel oldu?  Başa dönelim her kız çocuğu her devirde anne olma motivasyonuyla mı büyür? Büyüyüp bir erişkin olduğunda hepsi anne olmayı ister mi? Görünen o ki istemiyor. Buna rağmen hala “annelik içgüdüseldir” miti yaşıyor, yaşatılıyor.

Bir de ne oluyor da biri çıkıp “anne olmayan kadın yarımdır” diyor.

insanların çoğunun (zevk için, ilişkiyi güçlendirmek için, yaşlılıkta yalnız kalmamak için, toplumsal beklentileri karşılamak için) bencil nedenlerle çocuk yapmaya karar verdiğini gösteriyor..

Dinimiz böyle buyuruyor, annelik en kutsal mertebedir, cennet anaların ayakları altındadır.  Peki ya evlilik dışı çocuğu olan kadın, o da aynı derecede kutsal mıdır? Ya da doğurduğu çocuğu cami önüne hatta çöp konteynerine bırakan kadın?

Doğumla başlayan ilişki ölene dek sürüyor ve aslında ölümle bile bitmiyor. Değil mi ki evlendiği karısından annesinin yemeklerini bekliyor bir erkek; askerdeki oğul, önce annesine yazıyor ilk mektubunu; bir kadın zaman içinde geçmişte çok kızdığı annesine benziyor ve bütün çocuklar için en temel varlık anne.

O zaman psikoloji ve sağlık bilimi tanımı yapıyor: Anne Yoksunluğu!

Anne Yoksunluğu dediğimiz kavram bir tür sağlık sorunu aslında ve özellikle küçük yaşlardaki çocuklarda görülüyor. Uzun süre annesinden uzak kalan ya da annesiz büyüyen çocuklarda ortaya çıkıyor ve bu yoksunluğa bağlı olarak fiziksel bazı sorunlara yol açabiliyor.

Anne olmak çok önemli bir kavram aslında ve dünya üzerinde tartışmasız bütün toplumlarda böyle. Annelik içerdiği bütün anlamlarla beraber çok farklı bir statü. Evliliklerin gidişatını değiştiriyor, insanın bütün psikolojisini, hayata bakışını, hayata tutunuşunu belirliyor. Üstelik ister kadın, ister erkek olsun tüm cinsiyetler üzerinde aynı öneme ve değere sahip. Bütün dinlerde ve inanışlarda, anneliğe ve anneye özel haklar verilmiş.

Hemen hemen bütün psikolojik sorunların altında anneyle olan ilişkinin detayları yer alıyor. Eğer bu ilişki hasarlıysa, eksikse, yanlışsa kişiliğimizin yapı taşları yanlış yerleşiyor, hayata hep eksik başlıyoruz, insanlara karşı güvensiz oluyoruz.

Doğduğumuzda sarıp sarmalayan, şefkatini eksik etmeyen bir annemiz varsa hayat boyu karşılaştığımız hiçbir güçlük yıkamıyor bizi, hiçbir şey inancımızı yok edemiyor, sarsıp yere düşüremiyor.

Bir evlat olarak, annemizin hayata açılan penceresi; bir anne olarak dünyaya getirdiğimiz canların vazgeçilmeziyiz.

Anne olmak demek sadece bir çocuk doğurmak demek değil, doğurmadan anne olan annelerimiz var. O anneler karşılıksız sevginin en büyüğünü, en gerçeğini verebiliyor, gerçek anne olmanın doğurmakla kazanılamadığını ispat ediyorlar.

Anne olmak, her şeyden üstün, her şeyden farklı bir duygu. Bütün güzel duyguların toplamından oluşup, sonsuzluğu kucaklayan tarifi imkansız bir şey.

Anne olmak yaşanan ve yaşatan her şey demek.

Yaşamımızda bu kadar gerekli ve önemli olan biri için bir gün ayırmanın tek anlamı olabilir: Onun değerini bir kez daha anımsamak. Bu değerin karşılığı olabilecek bir armağan biliyor musunuz? Olmasının bu denli önemli olduğu biri için bir günün yeteceğini, sadece o gün onu arayarak, armağan vererek ya da ziyaret ederek bu gereği karşılayabileceğimize inanıyor musunuz? Yaşları kaç olursa olsun annelerini kaybetmiş insanların yaşayacağı hüznü, annelerini hiç tanıyamamış olanların, anneler günü kampanyalarından ve kutlamalarından hissedeceklerini aklınızdan hiç geçirdiniz mi? Tek bir gün, Anneler gününü sadece anneniz için, sadece anne olarak kutlamayın. Her gün Annesi olamayanlar için neler yapabileceğinizi de düşünün. Eminim armağan alamasalar bile, anneleriniz yüreğinizin yoksunları alacak kadar büyük olmasından gurur duyacaklardır. İyi bir evlat yetiştirmiş olmanın gururu onlara verilebilecek en güzel armağandır.

Psk. Nermin Uğurbaşçiçekneronom0852@gmail.com