Unutursak kalbimiz kurusun | Yeni Bizim Adana Gazetesi Web Sitesi

SON DAKİKA

Unutursak kalbimiz kurusun

Bu haber 26 Şubat 2020 - 18:41 'de eklendi ve 16 views kez görüntülendi.

 

Her yeri aydınlık bir ülkede acaba neden ışığa hasretiz? Hasan Hüseyin’in dediği gibi gökyüzüne kansız bakmayı özleriz. Dini ve milli hamasetlerle beyni yıkanmış güruhlarla birlikte zifiri bir karanlığa doğru sürükleniyoruz.  Bakıyoruz, görmüyoruz ve koşuyoruz dönüşü olmayan bir uçuruma durup dinlenmeksizin, usanmadan, bıkmadan…

**

Deprem vergisini toplayıp önlem almayan, tabutluklarda insanları ölüme terk edip “Bu kadar ölüyle ucuz kurtulduk, dimdik ayaktayız” diye övünebilecek kadar küçük ruhlu olabilenlerin,  “çocuklarım aç” diye haykırıp kendini yakarak canına kıyanlara bile “Açlıktan kimse intihar etmez. Psikolojik sorunları vardı” savunması yapabilecek kadar vicdansızlaşan bir ülke de ışığı sadece tünelin ucunda arıyorlar şimdi.

**

Bu kadar kahrolası bir ayrışma olur mu Allah aşkına? HES’leri savunuyorlar, zehir kusan bacaları, ağaç katliamlarını, kurutulan gölleri… Nükleeri, alternatifi olmayan su havzası alanlarının dibine maden ruhsatı vermeyi… AVM’leri, beton yığınlarını, zamları… Ne kadar lanet olasılık varsa hepsi bir parti ya da kişi üzerinden savunulacak kadar örgütlü şimdi cehalet.

**

Cihatçı katiller, terör örgütleri bombalar patlatır, yüzlerce kişi can verir. Kitlesel katliamların ardı arkası kesilmezken yetkili bir ağız, “Güvenlik zafiyeti yok” diyebilir. Deprem olur, insanlar ölür ama bu bir imtihandır. Bir günde 304 kişiye mezar olur katil taşeronun işlettiği maden ocağı ve fıtrat olur adı, güzel ölüm, kader…

**

Ekmeği bulsa katığı bulamayan yoksul ana-babaların bin bir emekle büyütüp peygamber ocağı diye askere yolladığı evladının bayrağa sarılı tabutları gelir, ocaklara ateşler düşer, bu ülkede hep katarlanır al bayraklı tabutlar. Askeri, polisi, sivili, çocuğu, genci, yaşlısı… Maden şehitleri, deprem şehitleri, vatan şehitleri, bayrak şehitleri…

**

Sonra bir bakmışsınız ki sokağa çıkma yasağı olan ve evinin önünde öldürülen 12 yaşındaki kız çocuğunun cansız bedeni kokmasın diye derin dondurucuya konulmuştur. Bir bakmışsınız bir annenin üç yaşındaki evladı kucağında kurşunlanmıştır. İş cinayetleri denilen iş kazalarında hala Avrupa birincisi ve dünya üçüncüsüyüz.

**

Barakalarda, inşaatlarda, tersanelerde, yurt yangınlarında ne çok canı yitirdik… Van’da, depremin öldüremediği insanları ise çadır yangınlarında kaybetmiştik. Bu topraklarda yıllardır oluk oluk kan aktı. Kadın cinayetlerinin ardı arkası kesilmedi. Kimse sorumluluk almadı. İstismarın, zamların, kardeş kavgalarının, ağulu bir zehir olan ırkçılığın, mezhepçiliğin bir tek sorumlusu olmadı, hesap vereni hesap soranı olmadı.

**

Onat Kutların dediği gibi, “Unutuşun kolay ülkesindeyiz” ama unutmamak gerek. Unutmayacağız da bundan sonra. Sol göğsünün altındaki cevahiri karartmayanlar unutmayacak ve unutturmayacak bazı şeyleri. İşte bunun için unutursak kalbimiz kurusun.

 

 

 

 

 

 

 

 

Murat Yildiz
Murat Yildizmuratyildiz_0101@hotmail.com