MEMLEKETİMDEN İNSAN MANZARALARI | Yeni Bizim Adana Gazetesi Web Sitesi

SON DAKİKA

MEMLEKETİMDEN İNSAN MANZARALARI

Bu haber 21 Ağustos 2020 - 13:23 'de eklendi ve 73 views kez görüntülendi.

Güzel ülkemizde her şey o kadar hızlı ilerliyor ki gündemi takip edemez olduk.Ekonomi, hukuk, eğitim, sağlık, güvenlik neyi tutarsak tutalım elimizde kalıyor. Toplumun tüm kodları var olan kazanılmış hakların savunması yapmak üzerine kodlanır oldu. Bir yandan ülkenin en meşru ve en kitlesel hareketi olan kadınlar mevcut siyasal iktidar tarafından imzalanan İstanbul Sözleşmesini yine aynı siyasi iktidar tarafından imzadan çekilme ihtimaline karşı savunmak mecburiyetinde. Bir yandan ise toplum Twitter üzerinden soruşturma yürütüp tutuklama talep etmekte.

Döviz ve altın tarihin en yüksek kur oranını görmüşken sayın bakan ‘Bakın burası çokomelli’ diyerek maaşını dolarla mı alıyorsun diye soruyor. Zaten em temel sıkıntımız maaşlarımızı dolarla almamamıza rağmen ülkemizdeki her ürünün dolara endeksli olması. Sayın bakan markete, pazara gitmeyeli bir hayli zaman geçmiş ki jakoben tarzda konuşmalar yapıyor.

Uzaktan eğitim tartışmalarının yapıldığı 21. Yüzyılda hala elektriği olmayan köylerin olduğu bir gerçeği görmezden gelmek öğretmen kökenli sayın bakana hiç yakışmıyor. Eğitimde fırsat eşitliği sağlamak adına dershaneleri kapatıyoruz diye propaganda yapan siyasal iktidar eğitimde geri dönüş evresini tamamlamak üzere. Köyünde elektrik olmayan yurttaşımızın çocuğu ile koleje gidip uzaktan eğitim alan yurttaşımızın çocuğu sene sonunda aynı sınava mı tabi tutulacak sayın bakan?

Baroların vermiş olduğu hukuk mücadelesine hepimiz şahit olduk. Bir nebze de olsa mücadeleye omuz vermiş olmanın haklı gururunu ben de yaşıyorum. Ülkemizde soruşturma evresi ceza yargılanmasını en önemli evrelerindendir. Cumhuriyet savcısı tüm delilleri toplar ve kovuşturmaya yeterli şüpheyi görürse kamu davasının açılmasına karar verir. Kadın cinayetlerinde, cinsel tacizlerde, çocuk istismarlarında nedense bu evre etkin olarak işletilmektedir. Twitter üzerinden yapılan sosyal medya çalışması ile tutuklamalar gerçekleşir olmuştur. 18 yaşını doldurmamış bir çocuğa 20 gün boyunca cinsel istismarda bulunan uzman çavuş Musa Orhan’ın tutuklanması da yine bu şekilde olmuştur. Halkımız sağ olsun resen soruşturma başlatma noktasında büyük beceri kazanmıştır.

Pandemi sürecini bitmiş gibi lanse edip turizmin canlanması için kredi veren mevcut siyasi iktidar günlük vaka sayısı artınca tedbiri elden bırakıp tatile gidenlere veryansın eder hale gelmiştir. Turizm sektörünü eğitime tercih etmek de bir siyasi politika ve tercihtir. Sahra hastanesi açtı diye basında günlerce hakkında kara propaganda yapılan Adana Büyükşehir Belediye Başkanı sayın Zeydan Karalar’ın ne kadar haklı bir uygulama yaptığını görmüş olduk. Hastanelerin yoğun bakım ünitelerinde ki doluluk oranı ve Covid pozitif olup hastalığı ağır seyretmeyen yurttaşlarımızın evlerine gönderilmesi izlenen politikanın ve kriz yönetiminin ne kadar kötü olduğunu göstermektedir. Açıkçası sayın bakan ve bilim kurulunun sahra hastaneleri ile ilgili yorumlarını merak ediyoruz. Sağlık gibi önemli bir konuda siyasi çıkar gözetmek yapılan en büyük yanlıştır.

Gelelim güvenlik meselesine. Milli güvenlik ve milli bağımsızlık gibi lafları çok duyar olduk. Oldukça önemli olan bu kavramları Ayasofya’nın ibadete açılması üzerinden değerlendirmek ve sözüm ona dış güçlere gövde gösterisi yapıldığını söylemek vizyonsuzluktan başka bir şey değildir. Milli egemenlik ve milli bağımsızlık konularını konuşacaksak eğer sayın bakanın F-35 ve S-400’lerin akıbetini açıklaması gerekir. 2.5 milyar dolara Rusya’dan alınan S-400’lerin Nisan ayındaki kurulumu, Covid-19 salgını nedeniyle ertelenmiş ve pandemide normalleşme sürecine girildiği halde S-400’lerin kurulumuyla ilgili bir gelişme henüz kaydedilmemiştir. Öte yandan 1.25 milyar dolar ödenen F-35 programından uzaklaştırılmış ve F-35 parçası üreten Türk şirketlerden alımlar durdurulmuştur. Paraları peşinen ödenen S-400’leri aktif hale getiremezken, yine paraları ödenen F-35’leri alamazken Ayasofya’yı ibadete açarak tüm dünyaya gövde gösterisi yaptık.

Kriz yönetmek, bir ülkeyi yönetmek liyakat sahibi kadrolar, toplumsal faydaya dayalı programlarla, insan ve doğa odaklı projelerle olur. Ülkenin kaynaklarını tüketime değil üretime aktarmadan, rant sevici azınlık yerine toplumun çoğunluğunu üretime katmadan sürüklendiğimiz bu karanlıktan çıkmak mümkün değildir. Ülkemizin aydınlık geleceği ikinci yüzyılda, Atatürk ilke ve inkılaplarında saklıdır.

Sergen Nalcı
Sergen Nalcısergen.nalci@gmail.com