İDAM CEZASI MI BİLİNÇLİ TOPLUM MU? | Yeni Bizim Adana Gazetesi Web Sitesi

SON DAKİKA

İDAM CEZASI MI BİLİNÇLİ TOPLUM MU?

Bu haber 11 Eylül 2019 - 12:42 'de eklendi ve 109 views kez görüntülendi.

Leylalar, Şuleler, Feraylar, Emineler ve daha niceleri.

Ülkemizde giderek artan kadına şiddet ve taciz olayları akıllara idam cezasını getiriyor. Toplumun bazı kesimleri her şiddet ya da taciz olaylarından sonra idam cezasının getirilmesini dile getiriyor. İdam mı? Kimyasal Hadım mı? Sosyal medyaya ve televizyonlara bakıldığında herkesin istediği cezalar bunlardan ibaret olduğu görülüyor.

İdam cezasının gelmesi kadına şiddet ve taciz olaylarını engellemekten ziyade toplumun vicdanına su serpmekten başka bir işe yaramayacaktır. Yetkililerin işlenen bu suçlara karşı sürekli olarak idam cezasının çıkarılmasına onay verdiği yönündeki söylemleri meselenin özünü görmekten ziyade topu taca atmaktan başka bir şey değildir.

Sorun cezaların yetersiz olmasından ziyade kanunların ve sözleşmelerin uygulanamamasıdır. Şikayette bulunan kadınların eşleri ile barıştırılmaya çalışılması, adli kontrol tedbirlerinin, uzaklaştırma kararlarının yetersiz kalması önemli bir etkendir. Öte yandan okullarda verilen eğitimin cinsiyet eşitliği temeline oturtulmamasıdır. İdam cezası sihirli bir dernek değildir ki getirildiği takdirde tüm sorunları aniden ortadan kaldırsın. Yapılan istatistikler idam cezasının işlenen suçları engellemediğini göstermektedir.

İdam cezası uygulanan ülkelerin başında gelen ABD’de idam cezasını uygulayan eyaletlerde işlenen suç oranları, idam cezasını uygulamayan eyaletlerde işlenen suç oranından daha yüksektir.

Amerika bir kere keşfedilmiştir. Tekrar keşfetmeye çalışmak zaman kaybından başka bir şey değildir. Suçlara uygulanmak üzere yeni cezaların aranması yerine mevcut kanun hükümlerinin uygulanması gerekmektedir. İstanbul Sözleşmesi kadınlara yönelik her türlü şiddetin önlenmesi, kadınların her türlü şiddetten korunması, kadınlara yönelik şiddetin faillerin kovuşturulması, yargılanması ve cezalandırılması için titizlikle hazırlanmış bir metindir. Ülkemiz bu sözleşmenin tarafıdır. Toplumsal yozlaşmayı, tacizi, tecavüzü ve kadına şiddeti engellemek için sözleşme hükümlerinin dikkatle uygulanması gerekmektedir. Kadını hakir gören söylemler yaşanan toplumsal yozlaşmayı arttırmaktadır. Kadının emanet olarak görülmesi, hamile kadınların dışarı çıkmaması tavsiyesi, kadınların kahkaha seslerinin kısılmak istenmesi yaşanan bu yozlaşmayı ve saldırıları arttıran en büyün nedenlerden birisidir. Kullanılan dilin değiştirilmesi, kadın birey olarak tanınması ve sosyal yaşam içerisinde var olduğunun kabul edilmesi idam cezasının getirilmesinden daha önemli ve etkilidir.

Tacizin tecavüzün ve kadına şiddetin önüne geçebilmek köklü bir eğitim organizasyonun yapılmasıyla ilişkilidir. İlkokul çağındaki çocuklarımıza verilen eğitim cinsiyet eşitliği temeline oturtulmalıdır. Bu yönde mücadele yürüten dernek, vakıf ve sivil toplum örgütleri desteklenmeli ve dirsek teması sağlanarak mücadele ağları genişletilmelidir.

İşin özü işlenen suçlara cezaları arttırmak değil, suçların işlenmesini engelleyecek çözümler ve tedbirler geliştirmektir.

Başka Leylalar, Şuleler, Emineler olmaması dileğiyle..

Sergen Nalcı
Sergen Nalcısergen.nalci@gmail.com